15 Ağustos 2011 Pazartesi

Köylü Milletin Efendisi Olacaktı: Toprağın Çocukları

Ankara'nın Elmadağ ilçesindeki  Hasanoğlan Köy Enstitüsü yerleşkesi bu günlerde bir film setine dönüştürüldü. Köy Enstitülerinin kapatılma sürecini anlatan Toprağın Çocukları filminin setine... Senaryosunu Dilşah Özdinç'in yazdığı filmin yönetmenliğini Ali Adnan Özgür, yapımcılığını ise Erkan Can ve Tamer Çiçek üstleniyor. Oyuncu kadrosu, Erkan Can, Şebnem Sönmez, Meral Çetinkaya, Menderes Samancılar, Bahtiyar Engin gibi ustaların yanı sıra Türkü Turan, Ufuk Bayraktar, Müge Boz ve Bertan Dirikolu gibi genç ve yetenekli oyuncularda oluşuyor.


Oyuncular dahil bütün ekip gönüllülük esasına dayalı çalışıyor. Film 2012'de vizyona girecek. Umarım bu film Köy Enstitülerinin daha çok insan tarafından bilinmesine yardımcı olur, bu önemli kuruluşlara yeniden sahip çıkılır...

Peki Köy Enstitüleri neden bu kadar önemli? Bugün UNESCO bu sistemi "örnek eğitim modeli" olarak adlandırıyor ve dünyaya öneriyor. 

Köy Enstitüleri dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in bizzat yürüttüğü bir projeydi. Kuruluş aşamasında şu esasa dayanıyordu: İlkokul mezunu köylü çocuklar bu enstitülerde eğitim görecek ve birer öğretmen olarak köylerine geri döneceklerdi. Zorunluluktan değil özveriyle çalışan öğretmenler olarak...

Bununla da kalmıyordu. Köy Enstitülerinin verdiği derslerin yarısı uygulamalı derslerdi. Bu derslerde öğretmenler köylülere modern tarım tekniklerini öğretiyor, bilinmeyen tarım ürünlerini tanıtıyorlardı.

Köy Enstitülerinin açık olduğu dönemde binlerce dönüm tarla verimli hale getirildi, 750.000 yeni fidan dikildi, 1.200 dönüm bağ oluşturuldu, yüzlerce inşaat yapıldı ve 1.308'i kadın 17.251 köy öğretmeni yetiştirildi.

Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Pakize Türkoğlu, Ali Dündar ve daha pek çok yazar ve düşünür bu okullarda yetişti.


Enstitülerde kültür ve sanat dersleri de vardı. Öğrenciler geleneksel sazları ve klasik müzik enstrümanlarını çalmayı öğreniyorlardı. Orkestralar kuruluyor, konserler veriliyordu. Programlarda ayrıca şiirler okunuyor, tiyatro oyunları sergileniyordu. Hazırlanan programlar çevre il ve köylerde de gösteriliyordu. 

1945'ten sonra müfredat değişmeye, enstitüler kuruluş amacından sapmaya başladı. Bunda yaklaşan seçimleri kaybetme korkusu etkiliydi. Zamanla enstitülerin yapısı değişti, 1954 yılındaysa tamamen kapatıldı.

Köy Enstitülerinin kapatılmasında bazı eleştiriler de etkiliydi: Öğrencilerin tek tip kıyafet giymesi, yönetime katılmaları gerekçesiyle komünistlik suçlamaları yapılıyordu. Kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim görmesinden dahi rahatsızlık duyanlar vardı. Ayrıca öğretmenler gittikleri köylerin toprak ağalarıyla sorunlar yaşayabiliyorlardı. Toprak sahipleri de Ankara üzerinde bir baskı oluşturuyordu. 

Köy Enstitüleri bugün yaşıyor olsaydı pek çok şey farklı olabilirdi. Toprağın Çocukları filmi, enstitülerin bilinirliği açısından yakın tarihimize dair önemli bir proje. Kesinlikle görülmesi gereken bir film. Kendi adıma vizyona gireceği günü sabırsızlıkla bekliyorum.


1 yorum: