George, tek başına yaşayan bir öğretim görevlisidir. 16 yıldır birlikte olduğu sevgilisini kaybedeli neredeyse 1 sene olmuştur ancak hala alışamamıştır bu yalnızlığa. Her uyandığında O'nu hatırlar, yokluğunu tekrar tekrar hisseder ve artık buna bir son vermesi gerektiğine karar verir. Kendine söz verir: "Bugün, farklı olacak!" Bu anlamsız yaşamı daha fazla sürdürmeyecektir.Tom Ford, filminde estetiğe ve görselliğe oldukça önem vermiş. Zaten bir modacı olarak bunu yapması şaşırtıcı değil. Mekanlar, kıyafetler, makyajlar fazlasıyla "estetik". Görüntüler izleyiciye gerçekten de keyif veriyor, sanatsal fotoğraf kareleri sunuyor adeta. Ancak şunu da söylemeliyim ki bu estetik kaygısı zaman zaman bende bir "reklam filmi" izliyormuşum hissi yarattı. Hatta Ford'un yönetmenliği kişisel bir şova dönüştürdüğünü düşünenler olabilir. Pek çok ilk filmde yönetmenin dikkat çekme ihtiyacı duymasından kaynaklanan bu tip "görsel oyunlar" fazlaca mevcuttur. Fakat bu noktada Ford'un hakkını yememek gerek, zira Ford'unki estetik kaygı gütmekten çok anlatımı güçlendirme çabası. Özellikle renk kullanımı, karakterin ruh halini izleyiciye yansıtmada çok etkili ve başarılı -ki bir edebiyat uyarlamasında en zor işlerden biri de budur. Ford, bize sadece olan biteni göstermiyor. Görüntüyü son derece işlevsel kullanarak anlatıma güç katıyor, izleyiciyle film arasında bir bağ kuruyor.

Karakterin ruh hali, anlatım gücü demişken; Colin Firth, çok sade bir oyunculukla doğal ve capcanlı bir karakter yaratıyor. George'un sevgilisi Jim rolündeki Matthew Goode ile yakaladıkları uyum da eşcinsel bir çiftin yaşadığı bu ilişkiyi yüzeysellikten çıkarıyor ve aşklarının inandırıcılığını artırarak George'un yaşadığı dramın ve karamsarlığının altını doldurmuş oluyor. Filmde yalnızca George'un dramı yok. Bir de eşcinsel olduğunu ve onu asla elde edemeyeceğini bilmesine rağmen George'a aşık olan Charley var ki Julianne Moore da bu rolle bize derinlikli bir karakter sunmayı başarıyor. Yani Ford'un oyuncu yönetimi konusunda da sıkıntı çekmediği açık.
Bana göre kesinlikle görülmeye değer bir film. "Tek Başına Bir Adam"ın tabi ki kusurları var. Görselliğin biraz abartılı olması gibi. Ancak bunun havada kalmamasını sağlayan sağlam bir öykü de var. Tom Ford, ilk filmiyle dikkat çekici bir işe imza atmış ve bundan sonraki filmleri için onu takip altına almamız gerektiğini göstermiş.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder